Anqara jangining 610 yilligi oldidan. Abdullah Turhal. Ankara Meydan Muharebesi.

reddetti ama tüm komutanlarının çekilmelerine izin verdi. Akşama doğru, Yıldırım bir avuç askeriyle gerisindeki Çataltepe’ye çekildi. Etrafında sadece kapıkulu askerleri yani yeniçeriler ve solakları kalmıştı.44 Tüm tepe Timur kuvvetleri tarafından sarıldı. “Kaçabilirlerdi ama, onlar şerefli idiler, ölüm karşısında durmayı şana uygun gördüler”.45 Yıldırım Bayezıd elinde
———————————
39 a.g.e., s 306
40 Tahsin Ünal, Türk Askerlik Kültürü, Berikan Yayınları, Ankara 2001 , s 128
41 Necati Tacan, Batı Türklerinin (Osmanlılar) Teessüs ve İstila Devirlerinde Harb Güdemi Usulleri, 103 sayılı Askeri Mecmuanın lahikası, Askeri Matbaa, İstanbul, 1936, s 34 ve Mufassal Osmanlı Tarihi, İskit
Yayınevi, Şehir Matbaası, İstanbul 1957, s 198
42 Mufassal Osmanlı Tarihi, s 199
43 Mehmed Neşri, Neşri tarihi, Cilt 1, Kültür ve Turizm bakanlığı Yayınları, Ankara 1983,s 167 ve
Uzunçarşılı, s 313
44 Neşri, s 168
45 Hoca Sadettin Efendi, s 275

ağır bir savaş baltasıyla kendisini almaya gelenleri birer birer düşürüyor ve “müthiş baltasının her bir darbesini öyle vuruyordu ki ikinci bir darbeye hacet kalmıyordu”.46
Yıldırım, karanlık çöktükten sonra bu kuşatmayı yanındaki az sayıdaki adamla yarmayı başardı ve kuzeye doğru yöneldi. Çataltepe’den yaklaşık 16 km uzaklaşmayı başarmıştı ama atı yorgunluktan tökezledi. “İskender yaradılışta sultanın atı savaş meydanında kendine ne etti, kayan bir yıldız gibi şahı düşürdü, gökten yere indirdi şimşek misali”.47
Yıldırım, adeta mavi göklerden kara toprağa kayan bir yıldız, çakan parlak bir şimşek gibi indi. Çağatay Hanı Mahmut Han48 liderliğinde onu çok yakından takip eden Timur
————————————-
46 Uzunçarşılı, s 313
47 Hoca Sadettin Efendi, s 276
48 Cengiz Han soyundan gelen, Çağatay hanedanın son dalı olan bu kişi Timur’un yanında taşıdığı ve gücünü ve hükümdarlığını meşru kılan kişiydi. Timur bu kişi adına gücü elinde bulunduruyordu. Mahmut
Han, Yıldırımdan bir kaç ay önce Anadolu’da Keçiborlu’da vefat etmiştir. Bakınız Ömer Halis [Bıyıktay],

askerleri Yıldırım’ın at değiştirmesine fırsat bırakmadan onu canlı olarak ele geçirdiler.49
Yıldırım’ın önünde ona yol açan öncü birlik buranın kuzeyindeki tepede bulunuyordu. Bu tepeye Cankurtaran Tepesi adı verilmiştir. Yıldırım’ın yakalandığı yer hemen bunun altındaki yerdir. Bu olayı ebediyen yaşatacak biçimde orada Tatarlardan bir köy kurulmuş ve köye Mahmutoğlan köyü adı verilmiştir.
Mahmut Han, esir Yıldırım’ı, Timur’un çadırına götürdü. İzledikleri yol muharebe meydanından geçiyordu, Yıldırım yolda yaralıların kendi ismini çağırdığı tepenin kenarından, ölülerle dolu tarlaların üzerinden elleri bağlı bir şekilde, geriye götürüldü.50

Sabah saatlerinde başlayan muharebe, tüm gün devam etmiş ve gece yarısına doğru sona ermiştir. Muharebe toplam 14-15 saat sürmüştür.51 Büyük muharebe sona ermişti. Bundan sonrası rivayet ve hikayelerle doludur. Yıldırım’ın nasıl öldüğü, Timur’un ona nasıl davrandığı konuları yıllarca merak edilmiştir. Hikaye ne olursa olsun, büyük zaferler kazanmış, yüksek askeri zekaya sahip cesur bir komutan ve devlet adamı, 3 Mart
1403 tarihinde 43 yaşında esarette hayatını kaybetmiştir.52 “Nihayet ruhlar aleminden esen meltemlere uyarak o da kuş gibi uçup gitmişti”.53 Timur, zaferi sonrası Fransa Kralı VI. Şarl ve İngiltere Kralı IV. Henry’ye mesaj yollamış ve kendilerinin, Niğbolu’da yenemedikleri Osmanlı hükümdarını, yendiğini müjdelemiştir.54
Türk tarihinin en acı savaşlarından birini oluşturan Ankara Meydan Muharebesi sonucunda, büyük emeklerle kurulmaya çalışılan Anadolu Türk birliği dağıldı, rakip beylikler tekrar ortaya çıktı. Osmanlı’da taht kavgası başladı ve Osmanlı otoritesi zayıfladı. Fakat Osmanlı, Yıldırım’ın babası, Padişah I. Murad’dan beri meydana getirdiği sağlam kurumlar dolayısıyla, atılan sağlam temeller, Şehzade Süleyman ve Vezir Çandarlızade’nin savaştan kurtarmayı başardığı seçkin askeri birlikler sayesinde yıkılmamış, kısa bir toparlanma sürecinin ardından eskisinden daha güçlü olarak, o zamana dek görülmemiş parlak bir döneme girmişti. Ankara’da muharebe alanından galip ayrılan Timur ise tekrar doğuya dönmüş Çin üzerine yürümüştür. 1405’te o da hayatını kaybetmiş ve kendisinden sonra kurduğu devleti parçalanmış ve yıkılmış fakat Timur soyundan gelen güçlü liderler Maveraünnehir ve daha uzun süre Hindistan’da devletlerini muhafaza edebilmişlerdir. Timur’un soyundan gelen hükümdarlar, Hindistan’daki Babür İmparatorluğunu yüzlerce yıl ayakta tutmayı başarmışlardır.
Yedi yıl harbi içinde Timur’un Anadolu seferi ve Ankara savaşı, Askeri Matbaa, İstanbul 1934, s 113. Ölüm sebebi hastalıktır. Mahmut Han da ölünce artık fermanlar kukla hanlar adına değil de “Sahib kıran emir-i kebir-i Timur” adına yazılmıştır. Bakınız Özer, s 460. Tatarlarda ağlan ya da “Oğlan”hükümdarın evladına verilen bir ünvandır. Bakınız Hammer, s 332 dipnot 111
————————————-
49 Ömer Halis s 72 ve 89-90
50 Melzig, s 30
51 Danişmend, s 130
52 Tunalı, s 39
53 Hoca Sadettin Efendi, s 325
54 Uzunçarşılı, s 314

“…Angürya yoluyla Kayser üstüne leşkerle yürüdüm. Kayser Beyazıd ise atlı ve yaya olarak dörtyüzbin askerle beni karşılamıştı. Savaş başlayınca Rum askerini yendim. Askerlerim Kayser’i esir alıp önüme getirdiler. yedi yıllık seferden sonra zafer ve galibiyetle Semerkand’a geri döndüm”.

Timur’un kendi ifadesiyle Ankara muharebesi
Tüzükat-ı Timur, Kaynak yayınları, İstanbul, 2004

ikki buyuk turk
Mağlup olan büyük asker Yıldırım Bayezid Han’ın, galip gelen büyük asker Emir Timur’un karşısına çıkarılışını tasvir eden, 1903 yılında Avrupa’da basılmış meşhur Liebig reklam kartı.
Kaynak: Altar Maket Koleksiyonu

BÖLÜM IV:
ATATÜRK’ÜN ANKARA MEYDAN MUHAREBESİNE ÖZEL İLGİSİ VE GENERAL ÖMERHALİS’İN ESERİ

Bugün Ankara meydan muharebesi hakkındaki bilgilerimizi, özellikle muharebe meydanın tam olarak nerede olduğu konusunu Atatürk’ün şahsi ilgisi ve çabalarına ve General Ömer Halis’in çok kıymetli 1934 tarihli eserine borçluyuz.
Osmanlı, Timur ve Avrupa kaynaklarında Ankara muharebesi hakkında kapsamlı bilgiler olmasına rağmen muharebe alanının tam olarak nerede olduğu belirtilmemiştir. Bu durum
1930’lara kadar devam etmiştir. Timur’a, Ankara muharebesine özel bir ilgi duyan Mareşal Gazi Mustafa Kemal, fırsat buldukça bu kaynaklarda bahsedilen bilgilere dayanarak Çubuk Ovasını dolaşmış, muharebe alanını tespit etmeye çalışmıştır.

“Atatürk Ankara meydan muharebesinin nerede yapıldığını çok merak etmiş. Yerini tespit için çok araştırma yapmış. Sonunda bir sabah erkenden gene Çubuk civarında dolaşmış ve köşke döndüğü zaman: -Çocuklar Ankara meydan muharebesi bugünkü Esenboğa meydanında olmuştur. Buradan başka meydan muharebesi yapılacak uygun yer yok! demiştir.58

Muharebe alanının tam tetkiki ve eldeki tüm kaynakları değerlendirip muharebe alanı ve çevresinde kapsamlı bir saha çalışması yapan, Kurtuluş savaşı kumandanlarından Ömerhalis, 1934 tarihli eserinde ise şüpheye yer bırakmayacak bir netlikte Ankara Meydan muharebesinin cereyan ettiği alanı belirlemiş ve oldukça kıymetli eserinde tüm detaylarıyla gözler önüne sermiştir.59

Ömerhalis, 1883 yılında Erzincan’da doğdu. 1919-1923 yıllarında Kurtuluş Savaşı’na katıldı. Büyük Taarruz’da, kurmay yarbay rütbesi ile 23. Tümen’e komuta etmiştir.60
Cumhuriyet döneminde Erzincanlı Bıyıklı Oğullarından olan fırka kumandanı Ömerhalis, Bıyıktay soyadını almış, generallik rütbesine terfi etmiş, 1930’larda İstanbul komutanlığı yapmıştır.
————————————
58 Ragıp Üner, Ankara Meydan savaşının dramı, mektuplaşmalar, Atatürk’ün bu savaş hakkında düşünceleri, Hayat Tarih Mecmuası, Kasım 1976, s 96
59 Ömer Halis s 70-73
60 http://www.zafer.aku.edu.tr/komutan1.htm

kitob
Ömer Halis [Bıyıktay], Yedi yıl harbi içinde Timur’un Anadolu seferi ve Ankara savaşı, Askeri Matbaa, İstanbul 1934 kitabının kapağı

1932’den sonra, Mete Han’ın Çinlilerle yaptığı bir savaş üzerine çalışan, bilgi, belge ve harita toplamaya çalışan Ömerhalis Ankara’ya gelir. Kendisi bu değerli çalışmaya nasıl başladığını şöyle anlatır: “Burada Timur’un Ankara savaşının çok eksik ve çok aykırı müteala edilmekte olduğunu gördüm. 1932’de Timur tarihi Zafername’yi Farsça aslından tercüme ettiğimden bu savaşın hazırlanması ve yapılması üzerinde kıymetli notlarım vardı. Bunun için Mete’den önce Ankara savaşını yazmayı, büyük devrimin şanlı bir ocağı olan ve bir çok yüceliklerle dolu bulunan Ankara şehrine bir şükran borcu
sayarak onunla uğraştım”.61 1934’de bu çalışmayı yayımlayan Ömerhalis ertesi sene, yani 1935’de de Hun İmaparatoru Mete Han ile ilgili çalışmasını yayınlamıştır.
——————————————
61 Ömerhalis Bıyıktay, Mete’nin Çin Sındığı Savaşı, Askeri Matbaa, İstanbul 1935, s 10-11

jang
General Ömerhalis’in kıymetli eserindeki 5 nolu harita. Bu haritada uzun bir tartışma ve araştırma sonrası tespit edilen Ankara meydan muharebesi alanı. General Ömerhalis’in titiz çabası ve gerçekten imrenilecek bilgisi sayesinde bu kıymetli harita ortaya çıkmıştır.
Kaynak: Ömer Halis [Bıyıktay], Yedi yıl harbi içinde Timur’un Anadolu seferi ve Ankara savaşı, Askeri
Matbaa, İstanbul 1934, Harita No: 5

Atatürk’ün Timur’a özel bir hayranlığı olduğu, çevresinde bulunmuş kişilerin eserlerinde yer almıştır. Afet İnan, Mahmut Esat Bozkurt gibi onun yakınında bulunma şansı elde etmiş kişilerden bu ilgiyi öğrenebiliyoruz.
Mahmut Esat Bozkurt, kitabının “Atatürk ve Demir” bölümüne “Atatürk Demir’i çok severdi. Onun kumandanlığına, devlet adamlığına hayrandı denebilir” diye başlamıştır.62
Atatürk’ün ağzından onun “Ben Demir zamanında gelseydim onun yaptığı işleri
başaramazdım. O benim zamanımda gelseydi, yaptıklarımdan daha çok büyüklerini yapardı” dediğini de aktarmıştır. Son olarak Bozkurt, Atatürk’ün Yıldırım’la Timur’u kıyaslamasını aktarmıştır: “Yıldırım’ı da bir kahraman, bir cihan kahramanı olarak severdi, büyük manevracıdır, fakat Demir’in yanında çocuktur63, korkusuz bir deli oğlandır derdi”64
——————————-
62 Bozkurt, s 84
63 1402 yılında 1336 doğumlu Timur 66, 1360 doğumlu Yıldırım ise 42 yaşındaydı. Atatürk burada Yıldırım’ı aşağılamak gibi bir amaç güdüyor olamaz. Hatta kendisi de büyük bir asker olarak, pek çok Osmanlı tarihçisinden ve zamanın günümüzün boş Osmanlı hayranlarından daha gerçek bir tespit yapıyor.
ve Yıldırımın askeri dehasının hakkını veriyor. Bilindiği üzere bu tür Osmanlı hayranları sırf Ankara’da yenildi diye Yıldırım’ı sarhoş, zevk- sefa yüzünden Allahtan belasını bulan, belasını kendi çağıran, deyim yerindeyse kaşınan, silik bir sultan olarak göstermeye gayret etmiştir. Halen bu tür çarpık düşünceli tarihçi- yorumcu ve aydın görebilirsiniz etrafta.

Timur kimseden miras kalmadan, gerçek bir destek almadan, bir ordu ve devlet oluşturmuştur, herkesin hayalinde olan, birini bile gerçekleştirirse cihan hükümdarı, fatih ünvanı alacağını düşündüğü yerlerin tamamını (Çin hariç) fethetmeyi başarmış biridir. Atatürk de muhakkak bu anlamda Timur ile bir yakınlık hissetmiştir. Bozkurt “Demir de, Atatürk de yoktan devlet kuran Türk çocuklarıdır. Tabiatlarında ne kadar benzerlik
var…” diye yazmıştır.65

Prof. Afet İnan da Bozkurt’un aktardıkları ile benzer görüşleri Atatürk’ten duyduğunu yazmıştır. İnan’a göre Atatürk, Timur’un bütün muharebelerini tetkik etmiş, bunları strateji bakımından inecelemiş ve çok mükemmel bulmuştur, Orta Asya’da bir avuç kuvvetle pek çok hükümetleri devirip koskoca bir imparatorluk kurmasını takdirle dile getirmiştir.66

Atatürk Timur hakkında bir de piyes yazmış ve bunu Afet İnan’a dikte ettirmiştir. Hocanın kendi arşivinde sakladığı bu piyes ile ilgili bir anısını Afet İnan şu şekilde aktarmıştır:

“Atatürk bu piyesi yazdırırken hep Timur’ konuşturdu. Paşam piyeste hep Timur konuştu, diğer şahıslar konuşmayacak mı diye sorunca, Atatürk’ün cevabı Timur varken başka kimse onun karşısında konuşabilir mi? olmuş.”67

Son olarak, bilindiği üzere askerler harita üzerine dost-düşman kuvvetleri renk kodları ile işaretlerler. Mavi, dost kuvvetleri veya kendi kuvvetleri gösterirken, kırmızı renk, düşman kuvvetleri işaret eder. Atatürk döneminde yazılan kitaplarda Ankara muharebesinde Osmanlı tarafı kırmızı ile, Timur ordusu ise mavi ile gösterilmiştir.
1930’larda görülen bu durum daha sonra değişmiş ve Genelkurmay yayınlarında harita aynı kalmış fakat bu sefer Osmanlı mavi, Timur ordusu kırmızı ile işaretlenmiştir. Askeriyedeki, Atatürk’ten sonraki bu zihniyet değişimini de not etmek gerekir.
————————————
64 Bozkurt, s 84
65 a.g.e., s 83
66 Üner, s 96
67 a.g.e., s 96

surat
Ankara muharebesi’nin haritada askerlerce işaretlenmesi. Soldaki harita 1934 tarihli, sağdaki harita ise
1964 tarihlidir.
Kaynak: Ömer Halis [Bıyıktay], Yedi yıl harbi içinde Timur’un Anadolu seferi ve Ankara savaşı, Askeri Matbaa, İstanbul 1934, Harita No: 5 ve Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi IIIncü cilt 1nci kısım (1299-1451), Genelkurmay Basımevi, Ankara 1964, s 64 sonrası kroki 22

SON SÖZ

Ankara, gizemlerini haykırmayan, sahip olduklarını insanın gözüne sokmayan, ama çok eski ve pek çok hayati olaya sahne olmuş bir şehirdir. Tüm dünya savaş tarihinde eşine az rastlanır büyüklükte ve önemde olan 1402 muharebesi sadece bir örnektir. Tüm dünya savaş tarihi içinde tek bir meydan muharebesinde, her iki taraftan 250 bine yakın muharibin katıldığı muharebe sayısı azdır. Modern zamanlara kadar bu büyüklükte ordu toplayabilmek her devlete nasip olmamıştır. Tarihleri boyunca savaşmış ve oldukça iyi savaşmış İngiltere Krallığı söz konusu olduğunda bile muharip sayısı açısından İngiltere topraklarında gerçekleştirilmiş en büyük savaşlardan biri olan 1461 Towton muharebesine her iki taraftan toplam 40-45 bin muharip katılmıştır.68

Elbette, bir muharebe sadece muharip sayısının çokluğu açısından değil, iki orduya komuta eden komutanların niteliği, muharebenin yarattığı yakın ve uzak etkiler açısından da değerlendirilmelidir. Hangi kıstası ele alırsanız ele alın, 1402 Ankara muharebesi tüm alanlarda kendini belli etmekte ve dünya savaş tarihinin en önemli muharebelerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Güneyde Eymir ve Mogan göllerinden başlayarak dosdoğru kuzeye kadar tüm Ankara’yı kapsayarak geçen ve Çubuk ve Mahmutoğlan köyüne kadar gelen tüm alan Timur ve Osmanlı ordularının manevra ve muharebe alanıdır. 250.000 bine yakın askerin, yüzbinlerce atın ve düzinelerce savaş filinin geçtiği, birbirine girdiği ve bunların bir kısmının yitip toprağa karıştığı alan bu yukarda bahsettiğimiz, üzerinde bulunduğumuz, hergün gezdiğimiz, yaşadığımız alanda, Ankara’da olmuştur.

Dünyanın gelişmiş toplumları kendileri için önemli olan muharebeleri genç nesillerine, türlü yollarla daha iyi anlatmaya çabalamaktadır. Atatürk’ün bu muharebeye bu kadar ilgi duyması, General Ömer Halis Bıyıktay’ın, çağına göre çok üstün, eşi benzeri olmayan kitabını yazması hep bu nedenledir. 1930’larda başlatılan bu güzel ve etkili çabalar maalesef solup kaybolmuş, çorak toprakları yeşertmeye çalışan insanların çabaları, tarihin kendisi olmuştur.

Ankara’da, yanı başımızda, faaliyet gösterdiğimiz yere 40-50 km mesafede gerçekleşmiş olan tarihin en muzzam meydan muharebelerinden birini kapsamlı bir biçimde incelemek, muharebe meydanını ve fiziki şartları tetkik ederek resim ve gözlemlerimizle Ankara halkı ve Türk savaş tarihi meraklıları ile paylaşmak istedik. Muharebenin gerçekleştiği tarihten 607 sene sonra, 28 Temmuz 2009 Salı günü muharebe meydanını ziyaret ettik ve tüm bunları sizlerle bu çalışma vasıtasıyla paylaşmak istedik. Altar Maket olarak mütevazı imkanlarımızla, tüm iyi niyetimizle, titizlikle anlamaya ve en doğru biçimde sizlerle paylaşmayı hedefledik. Elbette, bu çalışma burada sonlanmamakta, sürekli bilgilerimizi kontrol ederek hatamız varsa düzeltme gayretimiz devam etmektedir. Umarız, bu çalışma sizlerin merakını ateşlemeye, Ankara’ya ve onun ötesinde tarihimize daha farklı bir gözle ve bakış açısıyla bakmanıza vesile olur.
————————————
68 The Battle of Towton, 1461, Osprey Publishing, Madrid, 2004, s 7

Hayat Tarih Gazetesi, Hayat mecmuası yayını, İstanbul, 1962

KRONOLOJİ

1227 Cengiz Han’ın ölümü
1242 Cengiz Han’ın oğlu Çağatay Han öldü
1336 Timur, Semerkand yakınlarındaki Şehr-i Sebz (Yeşil Şehir) yakınlarındaki Hoca Ilgar köyünde
doğar.
1359 Moğol Hanına bağlılık yemini eden Timur, Barlas boyunun başına geçer.
1360 Bayezid doğar.
1368 Timur’un iktidarının başlangıcı olarak kabul edilen tarih. Çağatayların yöneticisi olarak tahta
çıkar, Semerkand’a hakim olur.
1371 Timur’un Harezm seferi. Harezm alınır.
1375
1376 Timur’un Moğolistan seferi.
1380 Timur’un Horasan seferi. Herat alınır.
1382 Timur’un Mazenderan akını (Hazar kıyıları alınır)
1384 Timur’un İran seferi. Tebriz alınır. Gürcistan seferi
1387 Timur’unErmenistan seferi
1389 I. Kosova zaferi. Yıldırım muharebede büyük yararlılık gösterir ve babasının ölümü üzerine,
muharebe sahasında hükümdar ilan edilen yegane Osmanlı Sultanı olur.
1389
1390 Timur’un Moğolistan seferi
1390
1391 Timur’un Altın Ordu üzerine seferi. Toktamıs Han’ı yener.
1391 Yıldırım İstanbul’u kuşatır. Bu İstanbul’un Türkler tarafından ilk kez kuşatılmasıdır.
1392 Timur’un Gürcistan, Irak ve İran seferleri.
1393 Timur’un Bağdat’ı fethi.
1395 Timur Altın Ordu Han’ı Toktamış’ı bir kez daha yener.
1396 Niğbolu Muharebesi. Yıldırım kelimenin tam anlamıyla tüm Avrupanın tüm seçkin ordularını
yener.
1396
1398 Timur Semerkant’ta kalır.
1397 Yıldırım Karamanoğullarını mağlup eder. Böylece tahta geldiğinden beri gerçekleştirmeye çalıştı
Anadolu’da birlik yönünde önemli bir adım atar.
1398 Timur’un Hindistan seferi. Ordusuyla Hindukuş dağlarını aşarak Multan ve Delhi’yi ele geçirir.
1399 Timur’un “7 Yıl Seferi” başlar.
1400 Timur Sivas’ı alır.
1401 Timur Şam’ı ve yeniden Bağdat’ı alır.
1402 Ankara Meydan Muharebesi
1403 Çağatay Hanı Mahmut Han Keçiborlu’da hastalıktan hayatını kaybeder.
1403 Yıldırım Bayezid Han Akşehir’de hayatını kaybeder.
1405 Emir Timur, Otrar Kazakistan’da hayatını kaybeder.

To’liq tanishish uchun matn faylini yuklab olishingiz mumkin.

(Tashriflar: umumiy 326, bugungi 1)

Izoh qoldiring