Erkin Vahidovun Şiirleri Üzerine Şekil ve Muhteva Bakımından Bir Değerlendirme.

erkin-bohidov

     Uzun bir zamandan beri birbirinden siyasî, coğrafî vb. sebeplerden dolayı ayrı kalmış veya bırakılmış Türk dünyasının kültürel birlikteliğinin sağlanması için yapılacak çalışmalardan biri de bilim, kültür ve sanat eserlerinin karşılıklı olarak birbirlerine aktarılmasıdır. Bu tür çalışmalar sonucunda Türk soylu topluluklar birbirlerini daha yakından tanıma fırsatı bulacak, gelecekte hem siyasî hem de kültürel alanda ortak hareket etme imkânı ortaya çıkacaktır. Bu makalede, bir Özbek şairi olan Erkin Vâhidov’un şiirleri “şekil” ve “muhteva” yönünden değerlendirilmiştir.

kalam

Veli Savaş YELOK**
ERKİN VÂHİDOV’UN ŞİİRLERİ ÜZERİNE ŞEKİL VE MUHTEVA BAKIMINDAN BİR DEĞERLENDİRME*

1. ERKİN VÂHİDOV’UN HAYATI

Günümüz Özbek şairlerinden Abdulla Âripov’un Sòz Sehri (Söz Sihri) adlı yazısında, “İşte birkaç on yıldan beridir müstesna bir şiir bahçesinin çiçek kokulu havasından nasibimizi alıyoruz. Bu Erkin Vâhidov’dur. Ana dilimizdeki ipek gibi yumuşak, gökkuşağı gibi ren- gârenk, gayet nazik ve lâtif, insanı etkileyen deyimler, bazen güldüren, bazen de tebessüm ettiren benzetmeler, keskin değerlendirmeler şairi- mizin kalemine mahsus tekrarı olmayan faziletlerdir.” (Âripov, 2001;158) dediği Erkin Vâhidov, 28 Aralık 1936’da (Vâhidov, 1987a; 78) Özbekistan’ın Fergana eyaletine bağlı Altıarık kasabasında dünyaya gelmiştir.

Küçük yaşta annesiz ve babasız kalan Vâhidov’un bakımını ve eğitimini dayılarından Kerimbay Sâhibayev’le hanımı Mahbûbe üstle- nirler. (XX. Äsr Òzbek…, 1999; 440-441) Erkin Vâhidov, pionerlik1 döneminde Şair Gayretî başkanlığındaki edebiyat kursuna katılır. Bu kurs, şairin ilk sanat okulu sayılabilir. Kursa devam ederken “Muştum” dergisinde ilk şiiri yayımlanır.
1955 yılının bahar aylarında “Orta Asya Devlet Üniversitesi”2 Fi- loloji Fakültesinde yüksek öğrenimine başlayan Erkin Vâhidov, 1960 yılında edebiyatçı âlim Metyakub Koşcanov’un danışmanlığında, Ali Şîr Nevâî’nin “Sedd-i İskender” adlı eseri üzerine bitirme tezi hazırlar ve mezun olur. (İnağâmov, 1996; 18) Yine bu yıl Vâhidov’un ilk destanı olan Bùyùk Häyåt Tångi (Ulu Hayat Sabahı) “Şark Yulduzı” dergisinde yayımlanır. (XX. Äsr Òzbek…, 1999; 441)

Mezun olduktan sonra ilk olarak “Yaş Gvardiya” yayınevinde re- daktör olarak çalışmaya başlayan Erkin Vâhidov’un 1961 senesinin son- larına doğru ilk şiir kitabı olan “Tång Näfäsi” yayımlanır. (Mirzayev, Şermuhammedov, 1993; 396-397) Beş bin adet basılan eser kısa sürede şiir çevrelerinin takdirini kazanır. Edebî tenkitçi Âzat Şerefeddinov’un “Tång Näfäsi” hakkında bir yazısı yayımlanır. Şerefeddinov “Tälänt vä Mäs’uliyät” [Kabiliyet ve Sorumluluk] adlı yazısında, genç şair Erkin Vâhidov’un şiirlerini takdirle karşılar. (Şäräfiddinov, 1983; 152-155)

Erkin Vâhidov 1963 yılında, Yåş Gvardiya matbaasından ayrıla- rak Bädiî Edebiyat Matbaasına geçer ve 1970 yılına kadar muharrir ve bölüm müdürü olarak çalışır. Burada çalıştığı süre zarfında Qoşıqlärim Sizgä, Yùräk vä Aql, Mening Yùldùzim, Lirikä, Yåşlik Devåni, Håzir- gi Yåşlär şiir kitaplarıyla birlikte Sergey Yesenin, Y. Ukrainka, Mihail Svetlov’dan yaptığı tercümeleri yayımlanır. 1967 yılında Cumhuriyet Lenin Komsomol ödülüne lâyık görülen Vâhidov’un 1969 yılında Ål- tin Devår komedisi Hamza tiyatrosunda sahnelenir. (Abdurahmanov, Mamacanov, [?], 236)
Erkin Vâhidov, milletinin gönlünde bir ukde olarak kalan sözleri büyük bir cesaretle ilk defa “Özbeğim” kasidesiyle 1968 yılında teren- nüm eder. (İnağâmov, 1996; 37) Erkin Vâhidov bu eserini yazmadan önce şair olarak kendini kabul ettirmiş ve eserleri başka dillere de tercü- me edilip yayımlanmaya başlanan bir yazar seviyesine ulaşmıştır. (Mir- zayev, Şermuhammedov, 1993; 398-399) Ancak bu şiirin yayımlanması Erkin Vâhidov için oldukça sıkıntılı bir dönemin de başlangıcı olmuş- tur. Erkin Vâhidov 1969 yılı sonunda, bütün görevlerinden uzaklaştırı- lır. Bu olumsuzluğa rağmen şair kalemini bırakmaz. 1970-1975 yılları arasında Alman Şairi Goethe’nin Faust adlı eserini Özbek Türkçesine tercüme etmiş, başka bir yerde çalışmamış, daha doğrusu çalıştırılma- mıştır. (Vâhidov, 1987a; 74)

1975 yılında “Yåş Gvardiya” matbaasında yeniden çalışmaya baş- layan Erkin Vâhidov, daha sonra bu matbaada baş muharrir olarak hiz- met verir. Bundan sonra ise “Yåşlik” dergisinde redaktör olarak çalışır. Nihayet, Gafur Gulam Edebiyat ve Sanat Matbaasında müdür olarak çalışmaya başlayan şair, Özbekistan Yazarlar Birliğinin Hâmid Âlim- can ödülüne lâyık görülür ve “halk şairi” ilân edilir. (Abdurahmanov, Mamacanov, [?], 237) Erkin Vâhidov gerek şiir gecelerinde ve gerekse sofra etrafındaki sohbetlerde Ali Şîr Nevâî’nin birkaç bin mısraını ez- bere okuyan bir şairdir. (Kattabekov vd., 1990; 428-429)

Erkin Vâhidov, 1999 yılında Özbekistan Halk Kahramanı (millî şairi) unvanına da lâyık görülmüştür. Özbekistan Cumhuriyeti Yüksek Meclisinin I. ve II. dönemlerinde başkanlık görevinde bulunan Erkin Vâhidov, hâlen Özbekistan Yüksek Meclisinde Komite Başkanı olarak görev yapmaktadır.

Erkin Vâhidov, içinde az sayıda şiirlerinden oluşan müstakil eser- lerini3, daha sonra bir araya getirerek bir seri oluşturacak mahiyette ye- niden yayımlamıştır. Bu mahiyette Işk Sävdäsi [Aşk Sevdası], (Taşkent,2000), Şe’r Dùnyäsi [Şiir Dünyası] (Taşkent, 2001), Ùmrim Däryäsi [Ömrümün Deryası], (Taşkent, 2001) adlı eserlerinde Vâhidov’un man- zum eserlerinden seçme şiirleri ile yine onun muhtelif yıllarda tercüme ettiği şiirler yer almaktadır.

2. ŞİİRLERİ ÜZERİNE DEĞERLENDİRME

2.1.ŞEKİL

Şiirlerinde, Rus biçimciliği olarak adlandırılan “kırık mısra” kulla- nımına önemli ölçüde yer vermesine rağmen, şekil yönünden daha çok geleneğe bağlı olan Erkin Vâhidov klasik nazım birimlerinden beyit, dörtlük, beşlik, altılık, sekizlik ve onluk nazım birimlerinin yanı sıra klasik nazım birimlerinin dışında kalan şiirler de yazmıştır.

Beyit nazım birimiyle 122 şiir yazan Vâhidov, bu şiirlerin büyük bir kısmında mısraları kırmak suretiyle yenilikler yapmaya çalışmıştır. Şair normal beyit formunda 18, kırık mısralardan müteşekkil beyit for- munda 104 şiir yazmıştır. Bu şiirler sayı bakımından mukayese edildiği zaman şairin nazım birimi bakımından yeni formları tercih ettiği dikkat çekmektedir.

Dörtlük nazım birimiyle 191 şiir yazan Erkin Vâhidov, bunlardan bir kısmında geleneksel şiirde kullanılan şekli tercih ederken, bir kıs- mında da dörtlüklerdeki kafiye sistemini esas almak suretiyle yeni şekil- ler kurmayı denemiştir. Bunu da dörtlükleri oluşturan mısraları kırmak suretiyle gerçekleştirmiştir. Bu şekilde kırdığı mısralarda alelâdelikten ziyade bir sistem takip eden şair, kırık mısraları genellikle hâkim vezin olarak tercih ettiği hece ölçüsüne göre tertip etmiştir. Bunu yaparken mısraları hece kalıbının duraklarına göre kırmış, bir ölçüde gelenekten sıyrılıp yeni şekiller ararken bir taraftan da arka plânda kalsa da ge- leneğin izlerini korumuştur. Şair, dörtlük nazım birimiyle yazdığı 191 şiirinin 113’ünde doğrudan doğruya dörtlüğü esas alırken, 78’ini kırık mısralarla tanzim etmiştir.

Vâhidov’un beşlik nazım birimiyle yazılmış olan şiirlerinin sayısı on üçtür. Bunlardan on tanesi beşlik nazım birimi esasındayken; üç ta- nesi de beşlik nazım birimi esasında olmasına rağmen kırık mısralarla oluşturulmuştur. Altılık nazım birimiyle üç şiir yazan Erkin Vâhidov, bunlardan birisinde aruz, diğer ikisinde ise hece vezni kullanmıştır.

Erkin Vâhidov sekizlik nazım birimiyle altı şiir yazmıştır. Bu şiir- lerden dördü doğrudan doğruya sekizlik nazım birimiyle yazılmış; ka- lanlardan biri 11 sekizlik+1 dokuzluk, diğeri de 8 sekizlik+ 2 dörtlük esasında tanzim edilmiştir.

Vâhidov, onluk nazım birimiyle dört şiir yazmıştır. Şiirlerinin bir kısmını da muhtelif ve düzensiz sayıdaki mısralarla tanzim etmiştir. Söz konusu şiirlerinden 19’u muhtelif sayıdaki mısralarla bir bütün olarak düzenlenmişken, 29’u mısraları düzensiz sayıda bölümlerden kurulmuştur.

Şiirlerinde hem hece, hem de aruz veznini kullanan Erkin Vâhidov, bazen de herhangi bir vezne bağlı kalmadan serbest şiirler yazmıştır. İncelenen şiirlerden 127’si aruzla, 289’u heceyle, 6’sı ise serbest yazıl- mıştır. Şiirlerin bir kısmında aruz vezni ve klasik şiirin nazım şekilleri kullanılırken, bir kısmında da bu şiirlerde uygulanan yenilikler dikkat çekmektedir. Bunun yanı sıra hece vezninin kullanıldığı şiirlerin bir kısmında klasik kalıplardan hareket edilmiş, bir kısmında ise kullanı- lan hece kalıbının duraklarına uygun olarak mısralar kırılmak suretiyle yeni şekiller oluşturulmaya çalışılmıştır.

Erkin Vâhidov, şiirlerinden 127’sini aruz vezniyle yazmıştır. Bunlar, aruzun klasik edebiyatta en çok kullanılan bahirlerinden olan bahr-i remel, bahr-i hezec ile daha az kullanılan bahirlerden olan bahr- i muzâri’ ve bahr-i münserihtir. Erkin Vâhidov aruz vezniyle yazdığı 127 şiirinden 83’ünü bahr-i remel kalıplarından Fâ’ilâtün/ Fâ’ilâtün/ Fâ’ilâtün/ Fâ’ilün (79’u), Fâ’ilâtün/Fâ’ilâtün/Fâ’ilün (4’ü); 36’sını bahr-i hezec kalıplarından Mefâ’îlün/ Mefâ’îlün/ Mefâ’îlün/ Mefâ’îlün (23’ü), Mef ’ûlü/ Mefâ’îlü/ Mefâ’îlü/ Fe’ûlün (5’i), Mef ’ûlü/ Mefâ’îlü/ Mefâ’îlü/ Fe’ûlün + Mef ’ûlü/ Fe’ûlün (2’si), Mef ’ûlü/ Mefâ’îlün/ Mef ’ûlü/ Mefâ’îlün (2 şiirinde), Mef ’ûlü/ Mefâ’îlü/ Fe’ûlün (1’i), Mefâ’ilün/ Mefâ’ilün/ Fe’ûlün (1’i), Mefâ’îlün/ Mefâ’îlün (1’i); 7’sini bahr-i muzâri’ kalıplarından Mef ’ûlü/ Fâ’ilâtün/ Mef ’ûlü/ Fâ’ilâtün (6’sı), Mef ’ûlü/ Fâ’ilâtü/ Mefâ’ilü/ Fâ’ilün (1’i); 1’ini de bahr-i mün- serih kalıplardan Müstef ’ilün/ Fe’ûlün/Müstef ’ilün/Fe’ûlün kalıbıyla yazmıştır.

Şiirlerinde daha ziyade heceyi kullanan Erkin Vâhidov’un bu ve- zinle yazdığı şiirlerinin sayısı 289’dur. Altılı hece vezninden on beşli hece veznine kadar çok değişik kalıpları deneyen şair, bazı şiirlerinde de iki ayrı vezni beraber kullanmıştır. Şair bu şekilde tek mısralarda farklı, çift mısralarda farklı bir hece kalıbı kullanarak âhengi yakala- maya çalışmıştır. Bu şiirlerinde tek sayıya denk gelen mısralar ile çift sayıya denk gelen mısralarda vezin bakımından bir müştereklik vardır. Bu şekilde kullanılan vezinler ve bunların kullanıldığı şiir sayıları şöyledir: 4’lü ve 9’lu hece ile iki, 6’lı ve 5’li hece ile yedi, 7’li ve 5’li hece ile bir, 8’li ve 4’lü hece ile bir, 8’li ve 5’li hece ile iki, 8’li ve 6’lı hece ile iki, 8’li ve 7’li hece ile on dokuz. Bunların yanı sıra kullandığı diğer hece kalıpları ve bunların kullanıldığı şiir sayıları 5’li hece ile bir, 7’li hece ile kırk beş, 8’li hece ile üç, 9’lu hece ile seksen, 11’li hece ile yüz kırk sekiz, 12’li hece ile beş, 13’lü hece ile sekiz, 14’lü hece ile beş,15’li hece ile ikidir. Bu sayılardan da anlaşılacağı üzere Erkin Vâhidov, hecenin 11’li kalıbını diğer kalıplardan daha fazla kullanmıştır.

Bunun yanı sıra şair, bazen şiirin bir, iki ya da üç veya daha fazla mısraında, durak yerlerinden kırmak suretiyle, hatta bazen de durak ye- rini tek bir kalıp gibi kabul ederek buna uygun durak yerinden kırmak suretiyle âhenk yaratmaya çalışmıştır. Bu tip şiirlerinde dikkat çeken husus, esas olarak belirlediği nazım birimi hakkında bir taraftan oku- yucuya ipucu vermekteyken, diğer taraftan da esas olan bu kafiye ile iç âhenk oluşturma gayreti içerisinde olmasıdır.

2.2. MUHTEVA

Bütünüyle incelendiğinde Erkin Vâhidov’un şiirleri konu ve tema bakımından çeşitlilik ve zenginlik göstermektedir. Hayatın hemen he- men her alanına büyük bir ilgi duyan şair, bunları şiirlerine yansıtmakta büyük bir ustalık göstermiş ve yaşadığı dönemi, dilin bütün imkânlarını kullanarak en iyi şekilde anlatmaya çalışmıştır. Onun şiirlerini muhte- vanın konusuna ve temalarına göre “Aşk ve Sevgi ”, “Sadakat”, “Te- vazu”, “Dostluk”, “Ayrılık”, “Yalnızlık, Ümitsizlik ve İsyan”, “Şairin Beni”, “Vatan”, “Tarım” ve “Tenkit” gibi ana başlıklar altında toplamak mümkündür.

Erkin Vâhidov’un şiirlerinin büyük bir kısmındaki “lirik duyuş ve ifade tarzı”, aşka dair yazdığı şiirlerinde kendini hissettirmektedir. Aşkı ve bununla ilgili hususları, diğer bütün sözlerden üstün tutan şair, seve- ni ve sevgiliyi şiirlerine yansıtırken klasik Türk şiirinin çizmiş olduğu çerçeveler dâhilinde hareket etmiştir. Vâhidov’un şiirlerinde geçen aşk- ta ise âşık her zaman seven, maşuk ise bunun farkında olan ancak âşığa pek de aldırış etmeyen bir tip olarak, yani klasik şiirdeki sevgili tipi olarak karşımıza çıkar. Erkin Vâhidov, aşkın taraflarını anlatan şiirlerin- de, daha ziyade klasik şiirin aşk motiflerini, estetik örgü ve duyuş tarzı- nın neo-klasik örneklerini vermiştir. Bu şekilde ananevî aşk estetiğinin unsurlarını kullanmak suretiyle klasik şiiri modern Özbek edebiyatına taşımıştır. Gerek klasik sevgili tipinde, gerekse seven tipinde gelenek- sel kullanımların zıddı olarak değerlendirilebilecek çizgi dışı güzel ve çizgi dışı âşık tiplerini de kullanmıştır. Erkin Vâhidov, şiirlerinde aşkın iki tarafı olarak gerek sevgiliyi, gerekse seveni olağanüstü yücelterek bir seven ve sevilen estetiği oluşturmaya çalışmıştır.

Çağdaş Özbek edebiyatının önde gelen lirik şairlerinden olan Erkin Vâhidov’un şiirlerinin çoğuna hâkim olan lirik duyuş ve ifade tarzı, aşk şiirlerinde kendini daha çok hissettirir. Siyasî hadiselerin ortaya koydu- ğu gündemle, insan ve cemiyet meseleleriyle uğraşırken hiçbir zaman lirik tavrını ve âşıkâne duygularını şiirlerinde terennüm etmekten geri durmamıştır. İnceleme konusu olan 422 şiirinden 48’i doğrudan doğ- ruya bu bahse aitken, bazı şiirlerinde de dolaylı olarak bu temayı işle- miştir. Klasik edebiyatın aşk motiflerinin, estetik örgü ve duyuş tarzının neo-klasik örneğini veren Vâhidov, bunların dışında modern aşk şiirleri de yazmıştır. Yazıldığı yıllarda dilden dile dolaşan, hatta birçoğu beste- lenen bu şiirler, onun şairlik kudretini ve lirik dünyasının zenginliğini aksettirmektedir.

Şiirlerinde bu temayı işlemesi, onun özellikle romantik bir aşk şa- iri, bir sevgi ve bir gönül adamı olduğu izlenimini uyandırmaktadır. Bu şiirlerinde pek coşkun, zarif ve taşkın bir üslûp kullanmıştır. Aşk konusunda geleneğe bağlı olan Vâhidov, aşkı kaderin kalbe oynadığı yaman bir oyun olarak değerlendirir. Vâhidov, aşk konusunu terennüm ettiği şiirlerinin çoğunda aşkla tabiatı birlikte işlemiş, tabiat güzellikleri ile aşk duygusunu özdeşleştirmiş, tabiatın temiz kucağında sevgilisi ile birlikte baş başa geçirebileceği anları tahayyül etmiştir. Bu iki kavramı bazen tam anlamıyla özdeşleştiren şair, güzel bir ilkbahar sabahının pa- rıltılı güneşi altında, su kenarlarında, bahçelerde ve mavi göğün altında yaşanan bir aşk tasviri yapar.

Şair, sadakati ele aldığı şiirlerinde körü körüne bağlanmayı akıl- sızlık olarak değerlendirir. Teslimiyet ve kendisine söylenen her şeyi sorgulamadan kabul etmek, samimiyet olarak değerlendirilemez. Bu- nun aksine bir davranış, yani her hususun birilerine danışılması ise in- sanın tek başına karar verilebilmesine engel teşkil edecektir. İnsanın kutsal saydığı değerlere sadakatle bağlı olması gerekir; ancak bu durum teslimiyeti, yani sorgulamamayı gerektirmemelidir. İnsanın kendisini ifade edebilmek ve başkalarından farklı olduğunu gösterebilmek uğrunda bağlandığı değerlerden kopmaması icap eder. Her ne kadar, böyle değerlerde ısrarlı olunsa da içinde bulunulan şartlar bazen insanı bunun aksine davranmaya yöneltebilir.

Erkin Vâhidov, tevazuyu da şiirlerinde konu olarak işlemiştir. Onun bu şiirlerinde değerlendirdiği biçimiyle, yaradılışta bir farkı olmayan insanların birbirlerine karşı üstünlük gayreti sağlama içerisine girme- leri gereksiz bir çabadır. Böyle durumlarda dikkat edilmesi gereken, insanın her zaman bir başkasına muhtaç olabileceğidir. Şair bu durumu, Kämtärlik Haqıdä şiirinde “çaydanlık” ve “piyale” etrafında anlatır. Bu şiirde insanın gururun kapısından geçmemesi tavsiye edilirken, bencil- liğin, gurur ve kibrin gereksizliğinden ve faydasızlığından bahsedilir:

Gärçi şùnçä mağrùr tùrsä häm,
Piyälägä egilär çåynäk.
Şùndäy ekän, mänmänlik neçùn,
Kibrù hävå nimägä keräk?

Erkin Vâhidov, insanı tanımada ve insanî ilişkilerde aklın ön plân- da tutulması gerektiğini düşünür. Elbette bu tavrı benimseyen kişi de kendisine yapılan tavsiyeleri dikkate alacak, fakat bunları hayatına tat- bik ederken yine kendi dünyasında yaptığı muhasebe doğrultusunda hareket edecektir. Çünkü iyiliğine söylenenler, insanın kendi derdinin devasının yine kendisinde olduğuna işaret eder:
Sòzlägändä åqıl dilinggä cå qıl, Ammå òz därdinggä òzing dävå qıl.4
Bu düşünceyle hareket eden insan, kendisini karşısındakiyle denk sayacaktır. Muhtemelen bu şekilde yaşayan insanın dostu da yine ken- disi gibi olacaktır. Bu durum, insanın kendisini dostuyla eşit görmesine, paylaşıldığı için kederin azalmasına, buna mukabil mutluluğun da art- masına vesile olacaktır. Şiirlerinde genel olarak insan ilişkileri üzerinde duran Erkin Vâ- hidov, dostluk, yakınlık, ölçülü olmak, samimiyet, doğruyu söylemek, mertlik gibi konuları işlemiştir. Dost olarak adlandırılan kişi Vâhidov için önemlidir. Elbette önemli olan kişinin de birtakım hasletleri taşı- ması gerekir. Dostluk ve yakınlıkla ilgili şiirlerde selâmlaşmanın öne- mi, kardeşlik, sohbet arzusu, sıkıntıları paylaşma,

Erkin Vâhidov insanın, dostları sayesinde kendisini daha rahat his- settiğini düşünür. Bu sebeple insan dostu ile bahtiyar, onun yokluğun- da da mahzun ve mustariptir. Şair, dostun olmadığı bir köşkün virane, dostun olduğu evin ise virane bile olsa âbâd sayılacağını belirtir; çünkü dostun olduğu yerde gam paylaşılarak azalacak, mutluluk ise paylaştık- ça çoğalacaktır. Erkin Vâhidov’a göre gerçek dost, tembih ve azarlarda bulunur. Bunlardan kaçmamak ve bunlara gücenmemek gerekir. Çünkü gerçek dostun özelliği budur. Sadece sohbet etme arzusu değil, bunun yanı sıra sıkıntılarını paylaşma, birlik ve beraberlik, hâl hatır sorma, cana yakınlık ve kardeşlik dostu gerekli kılar. Bu sebeple insanın cihan- da dost arayıp bulması gerekir. Vâhidov’a göre, bu nitelikteki dostların sayısı ne kadar çok olsa da, yine de azdır; buna mukabil insanın bir tane düşmanı olsa, yetmez. Elbette her dost, bu nitelikleri taşımayabilir. Bu konuda da şair tedbirli olmayı tavsiye etmektedir. Hatta böyle birisine karşı “begåräz deb òylämä” diyen şair, elini dostça uzatanların bazen de düşmanlık edebileceklerini söyler.

Erkin Vâhidov’un şiirlerinde ayrılık, kabul edilmesi gereken bir gerçektir. Üstelik bir ucundan da yaşanmaya başlanmıştır. Aşkı bir ruh arkadaşlığı olarak değerlendiren Vâhidov’un şiirlerinde asıl sevdalı- ların evlenemedikleri görülür. Böylece bedenî bir yakınlaşmadan da uzak tutulan aşk ölümsüzleştirilmiş olur. Yalnızlığı kendi içinde yaşa- yan şairin duygularını ayrılıklar daha da yoğunlaştırır. Zaman zaman yalnızlığı sevse ve onun başkaları tarafından ihlâline razı olmasa da ondaki karamsar ve şikâyetçi bir hâl kolayca fark edilir. Yalnızlığın ve bedbinliğinin devamını isteyen şair, muhtemelen bunda mistik bir du- rum sezmiştir. Şair ayrılığı hazırlayanın ve yalnızlığı getirenin bizzat kendisi olduğunun farkındadır. Kendi köşesinde yılların geçmesini bek- leyen şairde kendisinden uzakta olan bir sevgilinin varlığı hissedilir. Sevgiliyle yaşanan günlerden sonra onun gidişiyle doğan büyük boşluk, rahatsız edicidir. Hatıralar ve mesafeler şaire sevgiliyle ruhen beraber olma fırsatını tanır. Aslında şairin aradığı da budur. Şair, âşık sevdi- ği hâlde yârin onu sevmemesini, âşığın feryad ve figânlarının yârinin gönlüne ulaşmaması yahut onun bunları umursamamasını gerçek bir ayrılık olarak kabul etmez. Çünkü böyle bir ayrılıkta yanmak, gerçekte hicran değildir. Şayet âşığın sevgisi gerçekse, bu, ayrılıkları parampar- ça edecek; gerçek inanç ve mücadelenin olduğu yerde ayrılık asla barı- namayacaktır. Gerçek ayrılık, insanın sevdiğiyle hayat kurması ve cana can ekleyerek her anını onunla birlikte geçirmesine rağmen gönüllerin ayrı olması hâlinde ortaya çıkar. Seven iki kişinin ayrı olması, önünde sonunda vuslatla nihayet bulacaktır. Ama yan yanayken gönül birliği- nin olmamasından dolayı ortaya çıkan ayrılığın ne çaresi, ne de sonu vardır.

Erkin Vâhidov’un çok sayıda olmamakla birlikte ayrılık ve çaresiz- likten kaynaklanan ümitsiz ve karamsar bir ruh hâliyle yazdığı şiirleri de bulunmaktadır. Vâhidov bu şiirlerde, bazı sosyal şiirlerinde görülen genel durumdan farklı bir ruh hâli içinde görünür. Bu ruh hâli, “geçici çöküntü anları”nda tecelli eden “karamsar” bir hâldir. Dışa dönük aktif şahsiyetinin aksine bu şiirlerde onun hayata ve gerçeklere karşı bıkkın- lığı görülmektedir. Onun yalnızlık, ümitsizlik ve isyan konulu şiirle- rinde ferdî beklentilerin gerçekleşmemesinden kaynaklanan yüksek bir teessür hâkimdir.

Ferdî yalnızlık ve ümitsizlikten doğan karamsarlık şiirlerinde hayâl kırıklığı, teslimiyet ve iç hesaplaşma öne çıkmaktadır. “Aldanışı ve bir başına bırakılışı” gören şâir; derinden derine yaşatmak istediği ümitle gerçek arasında mütereddit ve kompleks bir ruh hâli içine girer. Çünkü onun ümitsizliği ve karamsarlığı, keyfî bir tutumdan veya meşrebinden kaynaklanmaz. Beğenmeyip değiştirmek istediği, fakat bunda başarılı olamadığı gerçekler karşısında “afakî bir iyimserlik” sergilemek, onun yapacağı iş değildir. Bu sebeple, onun bazı şiirlerine akseden karamsar ruh hâli, aslında kaderin şairi getirdiği ferdî ve sosyal gerçeğin kendisi- dir. Şair, ümitsizlik ve karamsarlığı işlediği şiirlerinde, kendi düşünce- siyle ruhundaki gerçekler arasındaki tezadı görmüş, bunun sonucunda da hayal kırıklığına uğramıştır. Bu hayal kırıklığı, şairi kompleks ruh hâline itmiştir Bu ruh hâlinin şairdeki en belirgin izi “tepki” ve “red” mekânizmalarıdır.

Erkin Vâhidov “kendi beni”ni konu alan şiirlerinde büyümek ar- zusunu dile getirir. Henüz gerektiği kadar büyük olamamasına rağmen yüreğinde bu büyüklüğü hisseder. Ana yurduna evlât olabilmeyi arzu eden Vâhidov, halkı aydınlatabilmek ve vatanı yüceltmek adına canını feda etmeye hazırdır. Şaire göre bu arzu, ilim dünyasına girmek ve ça- lışmakla gerçekleşecektir. Tıpkı mum etrafında dönüp dolaşarak haya- tını tamamlayan bir pervane gibi, o da halkı aydınlatmak gayesiyle ilim nurunun etrafında dönüp dolaşmak ve nihayet buradan aldığı feyizle halkın yolunu aydınlatmak suretiyle hayatını tamamlamak arzusunda- dır. Halk için kendini feda etmek düşüncesinin arkasında, vatan için kendini feda etmek arzusu yatmaktadır.

Vâhidov, insanı kâinatın hülâsası olarak tasavvur eder. Çünkü her ne aranırsa, insanoğlunda vardır. Bu yönü insana yol gösterir, onun baş- ka bir şey aramasına gerek yoktur. İnsan, bilgelik ve ilim yardımıyla ârif insan olmaya adaydır. Vâhidov’un,Teränlikni qıdırmädim ùmmånlärdän, İnsånlärdän tåpdim ùni, insånlärdän. Teränlik bù- nùr yåğılgän yùzlärdädir, Teränlik bù- òyçän båqqan kòzlärdädir, Teränlik bù — äytilmägän sòzlärdädir. Mäyinginä çimirilgän qåşlärdägi, Nuqrä- nuqrä qıråv qongän såçlärdägi, Bòrånlärdä egilmägän başlärdägi Teränlikning tä’rifigä sòz bårmikän?..5
mısralarıyla tasvir ettiği kişi, ârif insandır. Şaire göre her şeyin merkezinde insan vardır ve her şey onun nazarında insanla değer ka- zanmaktadır. Bu sebeple şair irfanı başka şeylerde değil, insanın kendi- sinde bulmuştur. Her anıyla dünyanın içinde olan şairin nazarında irfan, zerreden kâinata, bilinenden bilinmeyene kadar akla sığmamaktadır ve hâlâ keşfedilmeyi beklemektedir.

Şairin büyük zahmetlerden sonra öğrenip benimsediği ezelî şiar, bin yıl parlamayan bir yıldız olmaktansa, bir an yanan mum olabilmek- tir. Bu sebeple Vâhidov asırlık hayatı değil, “aşk zevkine kanmak” su- retiyle yaşadığı bir ömrü tercih eder. Her ne kadar bu ömür pervanenin ömrü kadar olsa da şair, kendi itikadınca yaşamayı arzu etmektedir.

Erkin Vâhidov, başlangıçta yaşadığı dönemde geçerli olan sisteme inanmıştır, fakat bu sistemin yetiştirdiği biri olarak inandıkları gerçekleşmeyince, hem inandıklarını, hem de kendisini sorgulamaya başlar. O, insanın kutsal kıldığı değerler ve bunların niçin kutsal hâle getiril- diğinin muhasebesini yapan, toplum içinde aydın konumunda olan ve halkı aydınlatma sorumluluğunu taşıyan ve en önemlisi de kendisine rehber edineceği kıstasları belirleyebilen bir kişi iken, beklentilerinin gerçekleşmemesi üzerine karamsar bir ruh hâline bürünür. Samimî bir şekilde inandığı değerlerin başkaları tarafından bir menfaat aracı olarak kullanılması, şairi her zaman doğruların yanında yer almaya yönlendi- rir. Bütün insanlığa mutluluk getireceğini düşündüğü değerleri yargıla- yıp hayatının da muhasebesini yaparak yanlışı bulmaya çalışır. Çünkü, halkların kardeşliğini gerçekleştireceğine ve bahtiyar bir ülke yarataca- ğına inandığı kutlu itikadı, onun düşündüğünden farklı bir toplum ve farklı bir sistem yaratmıştır. Bu gerçekleştirilirken nice masum insanın kanı dökülmüş, nice ocaklar söndürülmüş, milletin aydınları kızıl kır- gınlarda susturulmuştur. Sen Mengä Tegmä adlı şiirinde ifade ettiği üze- re, mutluluk getirecek olan sistem neme lâzımcılığı, günü kurtarmayı, liyakâtsizliğe değer vermeyi, gördüğü yanlış uygulamaları dile getireni baskı ve zulümle susturmayı hâkim kılmıştır. Artık düzen “sen bana dokunma, ben de sana” esasına göre işler hâle gelmiştir.
İnandığı ve gerçekleşmesi için mücadele ettiği sosyalist sistemin yanlışlığını gören şair, bunu da açıkça söyler. Erkin Vâhidov, ne pahası- na olursa olsun yaptığı yanlıştan dönebilecek cesaret ve erdeme; bedeli ne olursa olsun, doğruyu söylemek cesaretine sahiptir.

İnandığı ve sadakatle bağlandığı değerlerin yanlış olduğunu gören şair, artık doğruyu söyleyen birisi olmak istediğini, “sengä bir haqgòy devånä keräk bòlsä, men bår; tili qand nådòst pärvånä keräk bòlsä yoqmän”6 ifadesiyle dile getirir. Kendisine ızdırap veren gaflet azabına müteşekkir olan Erkin Vâhidov, bu azaplar için iki dünyasını da feda etmeye hazırdır.7 Gerçeği söylemenin tek çare olduğunu düşünen şair, doğru sözlü olmanın getireceği sıkıntıları çekmeye de razıdır.

Şair, ruhunda derin yaralar açan bu durum karşısında yine de kendi doğrularının peşindedir. İnandığı değerlerini kaybeden Erkin Vâhidov, bir gün gerçek olacağını beklerken yıkılan ütopyasını, “Qum ùstigä sen bòylä imårät qurädirsän, häm äyş sùrädirsän.”8 diye tarif eder. Şair bu ideolojisinin yerine, kendi doğrularıyla yeni bir hayat anlayışı oluştur- maya çalışır. Bu anlayışının esasını, “desinler diye” insanlara iyilik et- menin doğru olmadığı, aslında iyiliği insanın kendisine yaptığı, insanın da dünyaya esas itibarıyla rızık için gelmediği düşünceleri oluşturur.

Menfaat maksadıyla ne yapılırsa yapılsın, hayat meşgalesinin ka- zancı, “båri sävdå ikki gäzlik bòz”9dan ibarettir. Bu gerçekler çerçeve- sinde hayatına yeni baştan bir düzen vermeye çalışan şair, hayatının muhasebesini yapar.

İnsanın gafletten uyanıp gerçekleri görmesi, suskunlukların bedelini düşünmesi, zulüm karşısında susmaması ve vicdanî bir sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini düşünen Erkin Vâhidov daima doğrunun ya- nındadır ve zulme baş eğmeyen bir şairdir. O, doğruyu söylemek sure- tiyle gerçekleri âşikâr etmek için gereken fedakârlığı yapmaya; hatta bu tavrını devam ettirebilmek için baskı ve zulüm uygulayan zalimlerle yolunu ayırmaya da hazırdır:

Betävfıq rähbärni sòkkänim ùçùn
Ùç yil yåtär bòlsäm yåtgänim bòlsin,
Ùning yoq abrosin tòkkänim ùçùn
Tòlåv bersäm bårim såtgänim bòlsin. (…)
Tiflisdä xalq ùzrä tank yùbårgän zåt
Şä’nin qılär bòlsä qånùn ehtiyåt,
Òşä zåt kommunist bòlsä, men, häyhåt,
Fırqa däftärrimni åtgänim bòlsin… 10

Erkin Vâhidov, şiirlerinde vatan temasına sıkça yer vermiştir. Onun şiirlerinde işlediği vatan, her şeyden önce toprak üstünde yaşayan hal- kın meydana getirdiği dili, tarihi, gelenek ve görenekleri, ahlâk kural- larının oluşturduğu kültürüyle, yani ruhuyla vatandır. Vâhidov’a göre, manevî bağlarla bağlı olduğu, dünyaya gözünü açtığı zaman ilk defa gördüğü, havasını teneffüs edip suyunu içtiği, ayak bastığı yer, vatandır. Vatanın ve milletin manevî dünyasına girmeye; dilini, mûsikisini ve ru- hunu öğrenmeye çocuklukta başlanır. Vatan sevgisi, ana sütüyle işitilen ninnilerle, nağmeler, maniler ve masallarla insanın ruhuna nüfuz eder. Erkin Vâhidov şiirlerinde esas itibarıyla kimyevî terkip olan alelâde bir toprağın nasıl vatan hüviyetine büründürüldüğünü, dolayısıyla vatanın ne olduğunu; onu meydana getiren unsurları, vatanın korunması ve ma- mur hâle getirilebilmesi için çekilen sıkıntıları ve ona lâyık bir evlât olabilme arzusunu işlemiştir. Şair, vatan kavramının idrakini,

Yoq, mò’täbär emäs äsli yer,
Qutluğ emäs tùpråq heç qaçån.
Mùbåräkdir insån tòkkän ter,
Mò’täbärdir qutluğ tåzä qån.
11

mısralarıyla belirgin hâle getirir.

Erkin Vâhidov, vatanını bütün unsurlarıyla seven ve bunlara bağlı olan biridir. O, vatanın güzelliklerini her fırsatta dile getirmek ve öv- mek gayretindedir. Bundan dolayı vatanla ilgili düşünce ve duygularını dile getirmek için her şeyi vasıta kılar.

Vâhidov, vatan konulu şiirlerinin genelinde vatanın dününü, bugü- nünü ve geleceğini dile getirirken onu oluşturan değerlerden de bahse- der. Onun vatanına beslediği arzuları mukaddestir. Bu sebeple ülkesinin dağlarında, esen yellerinde, kuşların ötüşünde, insanlarının sevincinde ve kederinde vatanı hisseder; sanatçıların mısralarında, nağmesinde hep vatan vardır. Bu topraklarda yaşayanların mayasını vatan verir; bundan dolayı bu topraklarda mayalanan insanın “aşkı” da, “arzusu” da vatandır. Böyle olduğu için insan vatanı uğruna “can”ını feda eder. Ecdadın ve milletin şan ve şöhretinin mesken tuttuğu bu “ulu toprak”, asla kimseyle paylaşılamaz. Erkin Vâhidov’un ataları geçmişte daima vatanı zilletten, esaretten, eli kolu bağlı olmaktan kurtarmak için mü- cadele etmiş, gerektiğinde canlarından vazgeçmiş, karşılaştıkları her felâkete göğüs gererek saadet yolunda azimle ilerlemiştir.12 Atalarının gittiği yolu takip etme arzusunda olan şair de vatanına ve milletine sev- dalıdır, onu bağımsız görmek ümidiyle doludur.

Erkin Vâhidov’un tarif ettiği vatan ve millet anlayışını, Yahya Ke- mâl Beyatlı’nın “Kökü mâzide olan âtîyim” mısraıyla tarif etmek müm- kündür. Geçmişe tuttuğu bir ayna vasıtasıyla Özbekistan’ın tarifini ve tarihini gösterdiği yukarıdaki şiirlerinin yanı sıra vatana lâyık bir evlât olabilme arzusu ve onun var olması için kendini feda etme düşüncesi, geçmişte ataların bunu gerçekleştirmek amacıyla yaşadıkları, vatanın âbâd edilmesi, vatan evlâdı olabilme, vatan sevgisi, vatanın kıymeti ve bunun bilinmesi; vatanın güzellikleri ve bu güzelliklere hayranlık, bu güzelliklerden vazgeçilemeyeceği, bu güzelliklerin maddî unsurlarla mukayese edilememesi gibi hususlar da Erkin Vâhidov’un vatan tema- sını işlediği şiirlerindeki diğer konulardır. Özellikle vatanı oluşturan unsurların anlatıldığı şiirlerde, bunları muhafaza edebilmek için çeşitli sıkıntılara maruz kalan atalarının teslim ettiği bayrağı lâyıkıyla koruyup yücelterek sonraki nesillere teslim etmek arzusu ve bu yolda yapılması gereken şeyler de onun şiirlerinde dile getirilmektedir.

Vatanı için çalışmak arzusunda olan Erkin Vâhidov, atalarının bıraktığı emaneti, milletinin koruyup saklayacak kudrette olduğunu dile getirir. Vatan için kurban olanlar, vatan toprağını kızıl kanlarıyla sulayarak kendilerini âdeta yeniden yaratmışlardır. Çünkü, istiklâlin sembolü olan bayrağın atında yaşamak kadar, onun uğrunda toprağa girmek de bir şereftir. Onlar, vatan uğrunda feda olurken, vatan da o derecede ebedîleşmektedir. Haksızlığı yıkmak suretiyle hakka doğru köprü kurmak için işkencelere maruz kalmış, zindanlarda çürütülmüş; maldan mülkten, yârdan, evlâttan ve nihayet candan vazgeçmişlerdir. Vâhidov’a göre, her Özbek için vatan sevgisi, onun şerefi ve övünç kaynağı olmalıdır.

Bir tarım ülkesi olan Özbekistan’da bilhassa pamuk üretimiyle il- gili şiirler yazan, bu iş kolunda çalışan insanların hayatını eserlerinde terennüm eden Erkin Vâhidov bu şiirlerinde bir işi yapmaya mukte- dir olmak, alın terinin önemi, gayret, başarı, fırsatları değerlendirmek, emeğin karşılığı olarak takdir edilmek ve pamuk ziraati gibi konular üzerinde durmuştur.
Vâhidov’a göre insan, dünyaya çekidüzen vermek ve onu güzel- leştirmek için yaratılmıştır. Şair, çalışmak şevki ve üzerinde yaşadığı toprağı mamur hâle getirmek gayreti sebebiyle insanoğlunu karıncaya benzetmektedir. Bu sebeple şair, bazı teorisyenlerin iddia ettikleri gibi “insanın atasının maymuna benzeyen bir canlı” olamayacağını düşü- nür. Aksine gerek çalışma gerekse mücadele yönünden insanın atasının belki karınca olabileceğini düşünür. Çünkü insan da tıpkı karınca gibi etrafına aldırış etmeden bütün gün çalışarak yaşadığı toprağı mamur hâle getirmek için “harmandan harmana” koşup durmaktadır:

Ğayrät kämärini beligä båğläb,
Òzidän kättäråq çòpni årtmåğläb,
Mänzilgä tez yetmåq yålğız xayåli —
Soqmåq yòldän bårär Çùmåli.
Ätråfigä båqmäs, işlär ùzùn kùn,
Kòpning xırmånigä qoşmåq ùçùn dån…
Yoq, Ådäm äcdådi bòlmägän mäymùn,
Çùmålidän tärqalgän insån
.13

Uğrunda nice canların verildiği topraklar, atalarının kendilerine bıraktığı en değerli, en kutsal armağandır. Bu münasebetle Özbeklere düşen görev, vatan topraklarını sonraki nesillere aynı şekilde bırakabil- mektir. Bu uğurda Özbeklerin sabahtan akşama kadar baba, oğul, ana, kız herkesin durup dinlenmeden çalıştığını gören Vâhidov, bu çalışkan insanlara saygı duyar. Tabiat bu çalışkan insanların emeğini takdir ede- rek bolluk ve bereketle karşılık vermekte ve toprağa ekilen her şeyi altına dönüştürmektedir. Vâhidov’un yaptığı ve yapılmasını istediği tek şey, emekçilerin takdir edilmesidir.

Erkin Vâhidov’un şiirlerinin önemli bir kısmını sovyet ideolojisini, topluma yabancılaşan aydınları ve sovyet rejiminin yaratmaya çalıştığı insan tipini eleştiren ve toplumdaki bozulmayı konu alan şiirler oluştur- maktadır. Şair, bu şiirlerden fahiş fiyatlarla satış yapan esnafı, kızların evlendirilmesinde çıkarlar doğrultusunda hareket edilmesini, sovyet re- jiminin dine karşı olan tutumunu, dini istismar edenleri, “silâhsızlanma” gayesi altında çıkar amaçlı hareket edenleri, sovyet rejimini ve bu reji- min koyduğu esasların uygulayıcılarını; sovyet ideolojisinin yaratmak istediği kendisinden başkasını düşünmeyen, halkına yabancı, yanlışlar ve haksızlıklar karşısında bazen susan bazen de bunları görmezden ge- lerek bir menfaat beklentisi içerisinde olan insan tipini; millete uygu- lanan baskı politikası karşısında sessiz kalan, tabiatın yok edilmesine sesini çıkarmayan aydınları ve şairleri; hakkını aramayan ve hürriyet mücadelesine iştirak etmeyen insan tipini eleştirmektedir.

Erkin Vâhidov’un şiirlerinde ifade ettiğine göre, kapalı sovyet re- jimi insanları geçmişinden habersiz hâle getirirken kendisi de otorite- sini devam ettirebilmek için dünyaya gözünü kapatmış, kulağını sağır etmiştir. Rejim, idaresi altındaki insanlarla meşgul olurken burnunun dibindeki gerçeklerden ve dünyadan bîhaber olarak varlığını devam et- tirmiştir. Baskısı ve zulmü altında yaşayan insanların geçmişiyle olan bağlarını koparan sistem, bunu her alanda yapmıştır. İnsanların ata ya- digârı olan eserleri okuyarak bunlardan dersler çıkarmaları bir yana, rejim var olan eserleri kütüphanelerin tozlu raflarına hapsetmiştir.
Özbekistan üzerinde demir bir yumruk gibi hâkimiyet kuran sov- yet rejimi, insanların elinden hürriyetini almış, elini ayağını bağlayarak onları gözü bağlı, gönlü dağlı bir hâle getirmiştir. Gördükleri ve yaşa- dıkları karşısında konuşamaz hâle getirilen insanların bu perişanlığını gören dünya bile hayrete düşmüştür:

Mùäzzäm Säyhùnù, Cäyhùn –
Läbidä täşnä läb qåldim,
Kiyintirdim cähånni,
Cismi ùryån, bekäfän bòldim.
Çekibdùr Båbùrù Fùrqat
Vätän häcridä äfğånlär,
Men ersäm, väh, ne ğurbätkim,
Vätändä bevätän bòldim.

Sovyet rejimi, sadece uyguladığı baskı ve zulümle değil, aynı za- manda uyguladığı politikalarla da toplumu oluşturan kültürel unsurları ortadan kaldırmış, hâkimiyeti altında yaşayanların ahlâkî değerlerini de yıpratmak suretiyle onların şahsî çıkarları doğrultusunda hayatlarını de- vam ettirme felsefesi yaratmıştır. Şaire göre, sovyet rejimi insanlardaki şefkat, sevgi ve vefa gibi hasletleri ortadan kaldırmıştır.

Erkin Vâhidov, rejimin yaratmaya çalıştığı insan tipinin felsefesini; bu insanların yaptıklarını ve inandıklarını gerçekleştirmeye çalışırken hem kendilerine, hem de halka nasıl zarar verdiklerini ve milletlerine nasıl yabancılaştıklarını, milletin içinde bulunduğu sıkıntılardan kur- tulabilmesi için nelerin yapılması gerektiğini şiirlerinde terennüm et- miştir. Erkin Vâhidov’a göre rejimin yarattığı insan tipi, devletin hangi kademesinde görev alırsa alsın, halkın arasında hangi sıfatla bulunursa bulunsun, şahsî menfaatlerini korumayı ve hâkim kuvvetin kılıcını sal- lamayı, hayatını devam ettirmenin esası olarak belirlediği için geri plân- da kalmamakta ve her düzenin içinde kendisine bir yer bulabilmektedir. Onlar, büyüklerin himayesinde yaşamaya, daima mükâfat, mülk, unvan ve makam elde etme arzularını gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar.

Menfaatin ön plâna çıkarıldığı ve ahlâkî değerlerin geri plâna itilip unutturulduğu bir sistemde yaşayan insanlar, ister istemez düzenin bir parçası olmaya başlayacaktır. İdarecilerin koltuk mücadelesi içerisinde birbirini mahvetmesi, rejimin talimatları doğrultusunda âlimlerin birbi- rinin eksiğini bulup karşılıklı olarak yine birbirlerinin istikbâllerini ka- rartması, elinden bir şey gelmeyen aydınların ise yaşananları görmez- den gelip kendi sırça köşklerinde farklı bir dünya ile meşgul olmaları14 şairi bedbinliğe sürükler.

Erkin Vâhidov, etrafında yaşananlara kulağını tıkayan ve kendi rahatını düşünenleri, deve kuşuna benzetir. Şaire göre etrafında olup bitenlere dikkat etmeden sadece kendini düşünenler ve dünyada sadece rızık peşinde koşanlar “båşini qumgä tıqıb”15 yatacaktır.

3. SONUÇ

Çağdaş Özbek şiirinin önemli temsilcilerinden olan Erkin Vâhidov eserlerinde, kendisinin ve toplumun maruz kaldığı sıkıntıları, kendine mahsus üslûbuyla terennüm eder. Vâhidov, sanatkârın çağının şahidi olması ve milletin haykıran dili olma sorumluluğunu taşıması düşünce- siyle vicdanının gösterdiği yolda yürümek azminden uzak kalmamıştır. Bu sebeple Erkin Vâhidov milletinin dertlerini, baskı politikası uygula- yan güçlerin merhametsizlik, adaletsizlik ve yanlış uygulamaları karşı- sında duyduğu rahatsızlığı terennüm etmekten çekinmemiştir.

Şiiri elindeki silâhı olarak gören Vâhidov; milletine karşı görev ve sorumlulukları üzerinde çokça düşünmüştür. Şairliği “candan vazgeç- mek” olarak gören Vâhidov’a göre şair, insanoğlunun yaşadığı yerdeki bütün olaylardan sorumlu olan kişidir. Ona göre “şairin derdi, halkın derdidir” ve şair, “her sözü halkın ve dönemin feryâdı olması hâlinde” bahtiyar olacaktır. Bu münasebetle o, milletin ve yaşadığı dönemin feryadı olmak gayesine hizmet etmiştir.

Erkin Vâhidov kelime, cümle ve mısrada yeni duyuş ve heyeca- na paralel olarak yenilikler yapmıştır. Sade bir dil ve samimî hislerle klasik ve halk şiir geleneğinde eserler vermenin yanı sıra, yeni şekil denemeleri mahiyetinde şiirler de yazmıştır. Erkin Vâhidov, klasik şiir dilindeki imaj ve mazmunları ortadan kaldırmak düşüncesini taşımaz. Bilâkis şair, geçmişle olan münasebetin yeniden kurulacağını düşüne- rek klasik dönemin eserlerindeki hususları hem klasik şiirin, hem de halk dilinin renkleriyle yeniden resmetmiştir. Her bir sözün en ince, en güzel yönlerinden yararlanma gayretinde olan Erkin Vâhidov, hayatın bütün karışıklıklarına, cemiyetteki dalgalanmalara, fırtınalara, külfet ve zorluklara kendine mahsus bir tepki gösterir.

Erkin Vâhidov’un hayatı, yaşadığı devir gibi farklı tezahürlerin te- siri altında kalmıştır. II. Dünya Savaşının sıkıntılı günleri, sovyet hükû- metlerinin despot yönetim anlayışı, prestroyka ve glastnost (yeniden ya- pılanma ve açıklık) süreci ve bu süreçten sonra bağımsız Özbekistan’ın kuruluş dönemini bizzat yaşayan Erkin Vâhidov’un kelime dünyasına, bütün bu süreçlerdeki sosyal ve siyasî hadiselerin aksettiği görülmekte- dir. Erkin Vâhidov’un aşk ve sevgi şairi olduğu kadar düşünce, hürriyet ve hayal şairi olduğunu söylemek de mümkündür.

Izahlar

1 Çocuk komünistler; komünizmin başlangıcını okuyan, öğrenen çocuk teşkilâtına verilen ad.
2 Şimdiki Taşkent Devlet Üniversitesi
3 Ayrıntılı bilgi için bk.: Veli Savaş YELOK, Erkin Vâhidov’un Şiirleri Üzerine Dil ve Üslûp Çalışması, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, (Basılmamış Doktora Tezi), Ankara,
2007.
4 Ùç Bäyt
5 agş.
6 Keräk Bòlsä
7 Bedårlik
8 Òzimgä Sävål
9 İkki Cähånni Sädqa Qıl
10 İztiråb
11 Ånä Tùpråq
12 Òzbekistån
13 Çùmåli
14 Ämäldårlär…
15 Ù, åråmni

KAYNAKLAR

. (1999), XX. Äsr Òzbek Ädäbiyatı, Oqıtùvçi Neşriyåtı, Taşkent.
ABDURAHMANOV, G., MAMACANOV, S. (?), Òzbek Tili vä Ädäbiyåtı, Òzbekistån Näşriyåtı, Taşkent.
ÂRİPOV, A. (2001). “Sòz Sehri”, Tänlängän Äsärlär, C. 4, Ğafur Ğulam Nåmidägi Ädäbiyät ve Sän’ät Näşriyåti, Tåşkent, 2001.
İNAĞÂMOV, R. (1996), Şair Boluş Asanmas, G. Gulam Namidagi Adabiyat ve Sanat Naşriyatı, Taşkent.
KARAKAŞ, Ş. (1996), “20. Yüzyıl Türk Dünyası Edebiyatı Üzerine Bir Deneme”, Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi, S. 2, Güz-1996, TDK Yayınları, Ankara.
KARAKAŞ, Ş. (2005), “Sovyet Edebiyatı Hakkında Tespitler”, I. Türkiyat Araştırmaları Sempozyumu (11-13 Mayıs 2005), Ankara, (Ba- sılmamış Bildiri).
KARİMOV, N., NAZAROV, B., NÂRMATOV, U. (1997), XX. Asr Özbek Adabiyati, Taşkent,.
KATTABEKOV, A., MAMACANOV, Ş., NAZAROV, B., NAR- MATOV, U., SULTANOV, İ., ŞERAFİDDİNOV, A. (1990), Òzbek Sovet Ädäbiyatı Tarihi, Oqutuvçı,.
KOCAOĞLU, T., (1998), “Özbek Türkleri Edebiyatı”, Türk Dünyası El Kitabı, C. 4, TKAE Yayınları, Ankara.
MİRZAYEV, S., ŞERMUHAMMEDOV, S. (1993) Håzirgi Zämån Òzbek Ädäbiyåtı Tårihi, Taşkent.
ŞÄRÄFİDDİNOV, A. (1983), “Tälänt vä Mäs’uliyät”, Häyåt Bilän Hämnäfäs, Özbekistan LKSM Märkäziy Komiteti “Yåş Gvardiya” Neşriyåtı, Taşkent.
VÂHİDOV, E. (1992), “Qårzdårlik”, İztiråb, Taşkent.>
VÂHİDOV, E. (1987a), “Qaynåq Häyåt İçidä Yaşäb”, Özbek Tili vä Ädäbiyåti, S. 6.
YELOK, V. S. (2007), Erkin Vâhidov’un Şiirleri Üzerine Dil ve Üslûp Çalışması, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Basıl- mamış Doktora Tezi), Ankara.

Manba:www.academia.edu

(Tashriflar: umumiy 393, bugungi 1)

Izoh qoldiring